Roman Sanati Uzerine
Uc boyutlu kurmacalar olduklari, yani hayattan hem en yuzeydeki gorunumuyle, yani duyumlarimizin bize verdigi kisisel deneyime ve bilgiye dayanarak soz acabilmeleri hem de en gerideki seye, yani merkeze, hayatin ozune, Tolstoy'un "hayatin anlami" dedigi seye -ne dersek diyelim-, o ulasilmasi guc yere ait bir bilgi, bir sezgi, bir ipucu verebildikleri icin romanlar biz modern cagin insanlarina, hatta butun insanliga bu kadar gucle seslenebilirler. Hayatin anlami, ozune iliskin en derin, en kiymetli bilgiye, felsefenin zorluklarina, dinin toplumsal baskilarina katlanmadan, kendi deneyimimizden yola cikarak kendi aklimizla varabilecegimizin hayali, cok esitlikci, cok demokrat bir umuttur.

Orhan Pamuk'un Harvard Universitesi'nde verdigi Norton Dersleri'nden derledigi Saf ve Dusunceli Romanci adli kitabindan.

Bu arada, ne kadar uzun zaman olmus bloguma yeni bir seyler yazmayali :) Herkese selamlar.

Kitap Yorumu: Dreaming in Code

Çalıştığım şirketin kitaplığında görüp okuma listeme aldığım kitaplardan biriydi, "Dreaming in Code". Programcılar arasında oldukça popüler olan ve birçok sitede iyi yorumlar alan bir eser bu. Kitap temel olarak önceki işlerinde oldukça başarılı olmuş bir grup teknoloji insanının Chandler isimli dünyayı değiştireceğine inandıkları yeni bir yazılım projesi üzerinde çalışmalarını anlatıyor.

Kitabın yazarı Salon.com kurucularından Scott Rosenberg. Salon.com'u takip ediyorsanız bilirsiniz, oldukça kaliteli bir haber/yorum sitesidir. Kitabın akıcılığını biraz da bu geleneğe bağlıyorum, 300 küsür sayfayı okurken pek sıkılmıyorsunuz. Scott Rosenberg yazılımın kaderinin tam olarak ne olacağını bilmemekle birlikte projeyi takip etmeye ve kitabını hazırlamaya başlıyor. Hemen hemen bütün yazılım projelerinde geri kalmalar, hatalar, başarısızlıklar olduğu için temkinli davranıyor ama o bile 3 sene sonra 1.0 sürümünün çıkamamasına biraz şaşırıyor ve belki de 1.0 ile kitabı bitirme planlarını değiştirip kitabı daha önce baskıya göndermeye karar veriyor.

Chandler büyük hedeflerle başlanan bir proje, birçok şeyi aynı anda yapmaya çalışıyor. Sağlam temellere dayanmıyor, devrimci olabilmek için yeni şeyler gerektiğini düşünüyor ve hepsini kendisi geliştirmek istiyor. Bu yüzden bir tarayıcı içinde yaşamak istemiyor, sonradan vazgeçilse de başlarda P2P modeli benimseniyor, Windows, Mac ve Linux'larda hepsinde çalışacak bir masaüstü uygulaması hedefleniyor. Sonuçta Chandler'ın ilk tüm sürümleri planlanandan daha geç, daha az özellik ve daha fazla hatayla, daha masraflı olarak yayınlanıyor.

Kitabın büyük bölümü projede yaşanan olayları anlatıyor. Teknik zorluklar, yönetimsel sorunlar, her yazılım projesinde olan planlama zorlukları, kesin olarak neyi nasıl yapacağını bilememek... Rosenberg kendisi de bilişim sektöründen olduğu için olayları anlıyor ve tam olarak programcı olmadığı için de akıcı bir biçimde farklı bir bakış açısıyla bizlere anlatabiliyor.

Scott Rosenberg arada birkaç bölüm Chandler'ın sıkıntılarını anlatmayı bırakıp bilgisayar mühendisliğinin nasıl bir mühendislik olduğundan, klasik mühendisliklerden örneğin inşaat mühendisliği gibi olgunlaşmamış olduğundan, tıp gibi çok karmaşık olmasından bahsediyor, bilgisayar bilimlerinin kısa bir tarihinden bahsediyor. Frederick Brooks'dan, Donald Knuth'dan, Alan Kay'den bolca bahsediyor, önemli eserlerden bolca alıntılar ve özetler veriyor. Bilgisayar bilimlerinin kendi metodolojilerinden, ilk zamanlardaki NATO konferanslarından tutun da CMM seviyelerine, Çevik Programlama'ya, ve Ruby on Rails'in açtığı yola, 37 Signals'a kadar o kadar çok noktaya değiniyor ki, bu bölümleri bitirince bilgisayar bilimlerinde emin olunan çok da konu olmadığını anlıyorsunuz. Yazarın farklı bakış açılarını kitapta eşit bir biçimde sunması da bunda etkili.

Sonuç olarak bilgisayar bilimlerini daha iyi anlamak istiyorsanız okumanızı önereceğim bir kitap bu. Bana inanmıyorsanız, belki Joel Spolsky sizi ikna edecektir (kitapta kendisinden de bahsediliyor).

Keyifli okumalar.

Kitap Yorumu: Coders At Work

Eylül 2009'da Apress tarafından basılmış bir kitap, Coders at Work. İzlediğim çeşitli sitelerde ve bir de çok sevdiğim StackOverflow Podcast'de kitapla ilgili olumlu yorumlar çıkınca ben de Amazon'dan siparişimi verip kitabı beklemeye başladım. Amazon'dan şimdiye kadar büyük çoğunluğu kitap olmak üzere 70'e yakın ürün aldım ve hizmetten çok memnun olduğumu söyleyebilirim. Yolda kaybolmuş bir siparişimi de hiç soru sormadan tekrar yollamışlardı, çok iyi bir müşteri hizmetleri var (hepsiburada.com ile karşılaştırıldığında özellikle). Kitap 2 hafta gibi hızlı bir sürede elime geçti ve ben de hemen okumaya başladım. Amazon'dan sipariş etmeyi düşünenler için şunu söyleyeyim, siparişiniz kitap olduğu ve 150$'dan fazla tutmadığı sürece gümrükte vs. bir sorun çıkmadan elinize ulaşıyor. Tabii aynı kitaptan 10 tane almadığınızı varsayıyorum (o durumda ticari işlem görebilir gümrükte).

Öncelikle şunu söylemem gerekiyor, insanların meslekleri hakkında neler düşündüklerini, nasıl çalıştıklarını okumak çok hoşuma gidiyor. Bir meslek hakkında öğrenmenin en iyi yollarından birisi onu en iyi şekilde uygulayanların düşünüş şekillerini, küçük alışkanlıklarını, geliştirdikleri teknikleri öğrenmek belki de. Bu yüzden Paris Review mülakatlarını çok severek okudum, veya Inc. Dergisinin "The Way I Work" serisini. Yine aynı nedenle Stephen King'in On Writing kitabı da bence yazmak konusunda en iyi kitaplardan. Eğer kitapta samimi bir ortam oluşturulmuşsa ve sohbet çoğunlukla özgür bir şekilde akıyorsa konu hakkında çok şey öğrenebiliyorsunuz. Yazarlık ve programcılık gibi meslekler için bu daha da önemli bir konu. Çünkü örneğin bir doktorun nasıl çalıştığını az buçuk anlayabilirsiniz, veya bir inşaat mühendisini gözlemleyerek mesleğinin nasıl işlediğini kaba hatlarıyla görebilirsiniz. Yazarlar ve programcılar ise genellikle kapalı alanlarda (kendi karellerinde, odalarında vs.) akıllarında bir sürü şey düşünüp, karalayıp ve en sonunda karar verip bir ürüne dönüştürüyorlar. Başka insanlarla etkileşim minimum düzeyde. Yazarlarda en azından bitirilmiş kitabı okuyup verilen kararların, seçilen yolların sonuçlarını görebilirsiniz; programcılarda ise araya bir katman daha giriyor. Son kullanıcı olarak ancak üretilen programı kullanarak kod hakkında çıkarımlarda bulunabilirsiniz. Programı kullanarak kod hakkında sonuçlara varmanın çok da doğru olmadığını söylememe gerek yok herhalde.

Coders At Work bu boşluğu doldurmak amacında. Kitapta tüm zamanların en iyi programcıları ile röportajlar var. Bunlar arasında

  • Netscape'i yazan adamlardan efsane isim Jamie Zawinsky

  • LiveJournal kurucularından, memcached'nin yazarı ve şimdilerde Google'da AppEngine üzerinde çalışan Brad Fitzpatrick

  • Yahoo'da çalışan JavaScript gurusu Douglas Crockford

  • JavaScript'in yaratıcısı Brendan Eich

  • Başka şeyler yanında ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği Yapay Zeka dersinde kullanılan kitabın da yazarı Peter Norvig

  • UNIX'in yaratıcısı Ken Thompson

  • TeX'in yaratıcısı ve çok etkili The Art of Computer Programming kitabının yazarı Donald Knuth

gibi insanlar var.

Kitaptaki röportajları gerçekleştiren yani kitabın yazarı Peter Seibel medyadan teknoloji sektörüne geçmiş ve arada bir de Common Lisp kitabı yazmış bir isim. Röportajlarında insanlara benzer soruları soruyor. Bilgisayar Bilimlerindeki büyük isimlerin aynı sorulara verdikleri farklı cevapları karşılaştırabilmek güzel. Soruları programlamaya nasıl başladıkları, kendilerinin rol aldıkları önemli olaylar ve bunların içyüzleri, tartışmalı (yani herkesin hemfikir olmadığı) çeşitli konulardan oluşuyor. Nispeten çok kısa olan bilgisayar bilimleri tarihine giriş bile denebilir kitabın içeriğine.

Bilgisayar bilimleri tarihi bence Türkiye'deki programcılar için önemli bir konu çünkü ülkemiz teknolojiyi ıskaladığı için biz bu ilk gelişmelere çok uzak kaldık. DEC'in PDP'lerinin, Apple'ın 1984'de çıkardığı kişisel bilgisayarın veya yazılım tarafında Fortran'ın, C veya C++'nın hangi sebeplerle (hangi sorunlara çözüm olarak) ve nasıl geliştirildiğini en azından şahsen bilmiyorum. Aynı durum daha teorik konular için de geçerli, çeşitli algoritmaların tarihini bildiğim söylenemez. Bunların arka planını öğrenmek ise sadece bugünü anlamak için değil, geleceği daha iyi tahmin edebilmek açısından da bence çok önemli.

Sonuç olarak Coders At Work kitabından kaptığım, aklımın bir köşesine yazdığım pek çok fikir var. Bunları kitapta okurken altını çizdim ve en sonunda kitapta altı çizili bir sürü cümle oldu :) Gerisi bunlar üzerinde düşünüp işlerimde uygulamak artık.

Kitap Siteleri

Bugün milliyet'te bir yazarın köşesinde yer vermesiyle yeni bir kitap sayfasıyla tanıştım. Özet kitap, isminin de belirttiği gibi kitap özetleri ve araştırma raporları olan bir sayfa. Sitede birçok güzel kitap var, ben de özetlerini okumaya başladım bir iki tanesinin. Hemen önerebileceğim kitaplar arasında NYT yazarı Thomas Friedman'ın "Lexus ve Zeytin Ağacı" kitabı, aynı yazarın "Dünya Düzdür" kitabı, ve biraz da karşı fikir olması açısından "Bir Ekonomi Tetikçisinin İtirafları" kitabı var. Thomas Friedman iyi bir küreselleşme, serbest piyasa savunucusu bir yazar, fikirlerinin çoğuna katıldığım birisi. Dünya ve Türkiye ekonomisi hakkında bilgi sahibi olmak isteyen herkes bu kitapları okumalı bence. Ekonomi Tetikçisi kitabı ise biraz daha eleştirel, bu kitaba sayfada olmayan "Sivil örümceğin ağında" kitabını da ekleyebiliriz. Soros'un ve genelde sermaye gruplarının düzenlemelere, kontrollere ihtiyacı olduğunu, IMF gibi kurumların arka planda yaptıkları anlatılıyor. Okuyup fikrinizi kendiniz oluşturun. Her zaman düşündüğüm gibi, her şey sadece siyah veya beyaz değil, grinin tonları da var dünyada.

Sitede olmayan ama önerebileceğim bir başka kitap, TÜBİTAK yayınlarından yayınlanan "Tüfek, mikrop ve çelik" isimli Jared Diamond kitabı. Uygarlıklar ve gelişimi üzerine etkileyici bir kitap.

Bir başka harika diyebileceğim kitap sayfası ise 1001 kitap. Bu sayfa diğerinden farklı olarak özet şeklinde değil de tüm kitabı kapsayacak şekilde. Burdan da okunması gereken birçok kitap var aslında, önemli gördüklerim

  • Metin Aydoğan'ın Türkiye tarihi kitabı,

  • Feyza Hepçilingir'lerin Türkçe dilbilgisi kitabı,

  • Saint Exupery'inin o harika klasiği Küçük Prens,

  • ve Roald Dahl'ın çocuk klasiği Çarli'nin Çikolata Fabrikası
  • geliyor.

    Ermeni Sorunu

    Özetleyebilecek bir cümle bence.
    Kamuran Gürün'ün Ermeni Dosyası kitabında E. Alexander Powell'in "The Struggle for Power in Modern Asia, New York, 1925" kitabından bir alıntı var. 1922 yazında Vahdettin Yıldız Sarayında yazara (Powell'a) şöyle diyor:

    Sizin gazeteleriniz ve mecmualarınız eğer yollasak bir Türk'ün yazdığı yazıyı basmazlar, eğer basılsa halkınız bunu okumaz, eğer okursalar inanmazlar. Hatta Amerika'ya Türk görüşünü sizin dilinizle anlatacak kalifiye birisini yollasak, tarafsız bir dinleyici kitlesi bulabilir mi?


    Şimdi de doğru bir durum.



    { Vakit geç oldu. Oda arkadaşı biyokimyacı, yan odadan avrasya araştırmalarından bir arkadaş ve ben, bir bilgisayarcı ülkeyi kurtardık. sohbet hoş oldu. }